Bu çalışma, Türkiye’de yaşayan Roman çocuklarının gündelik dilde kullandıkları sözcükleri inceleyerek, dilin yalnızca bir iletişim aracı olarak değil; aynı zamanda kimlik inşası, kültürel aktarım ve sembolik direniş aracı olarak nasıl işlev gördüğünü analiz etmektedir. Nitel doküman analizi deseniyle yürütülen araştırma, sosyolinguistik literatür, kültürel derlemeler ve saha temelli gözlemlerden elde edilen sözcükleri altı tematik kategori altında sınıflandırmıştır: argo ve mizahi ifadeler, mahalle kültürü terimleri, aile içi söylemler, okul temelli metaforlar, karışık Türkçe–Romanes yapılar ve toplumsal lakaplar.
Elde edilen bulgular, bu sözcüklerin üç temel sosyokültürel işleve sahip olduğunu göstermektedir: (i) kültürel sürekliliğin sağlanması, (ii) grup içi dayanışmanın güçlendirilmesi ve (iii) egemen kurumsal yapılardan sembolik olarak ayrışma. “Çimo”, “naş”, “beyaz adam” ve “penizleşmek” gibi ifadeler, Roman çocuklarının kolektif kimliği nasıl inşa ettiklerini, eğitsel dışlanmaya karşı nasıl direnç geliştirdiklerini ve anlamı yaratıcı ve altkültürel dil repertuarları üzerinden nasıl kurduklarını ortaya koymaktadır.
Tartışma bölümü, Wardhaugh & Fuller, Kyuchukov, Genesee, Yürüktümen ve Yoors gibi araştırmacıların sosyolinguistik kuramları ışığında yapılandırılmıştır. Roman çocuklarının yerel dil pratiklerinin eğitim ortamlarında dışlanması, akademik yabancılaşmayı ve sosyokültürel görünmezliği artırmaktadır. Bu bağlamda, Roman çocuklarının gündelik dili birer “sembolik sermaye” olarak değerlendirilmeli ve çokkültürlü eğitimin bir parçası hâline getirilmelidir.
Bu makale, dilsel çeşitliliği eksiklik değil zenginlik olarak kabul eden pedagojik yaklaşımları savunmakta; Roman çocuklarının sesini, dilsel deneyimlerini ve kültürel mirasını eğitim programlarına, öğretmen yetiştirme süreçlerine ve çokdilli eğitim politikalarına entegre edecek yapısal düzenlemelerin gerekliliğini vurgulamaktadır.
This study investigates the everyday vocabulary used by Romani children in Türkiye and explores how language functions not only as a communicative tool but also as a mechanism for identity construction, cultural transmission, and symbolic resistance. Adopting a qualitative document analysis design, the research classifies lexical items drawn from sociolinguistic literature, cultural compilations, and field-based reflections into six thematic categories: slang and humorous expressions, neighborhood culture terms, family discourse, school-related metaphors, hybrid Turkish–Romani constructions, and social nicknames.
Findings reveal that these lexical choices embody three core sociocultural functions: (i) maintaining cultural continuity, (ii) fostering group solidarity, and (iii) asserting symbolic distance from dominant institutional structures. Terms such as “çimo,” “naş,” “beyaz adam,” and “penizleşmek” exemplify how Romani children articulate collective identity, resist educational marginalization, and construct meaning through creative and subcultural linguistic repertoires.
The discussion situates these findings within broader sociolinguistic theory, drawing on works by Wardhaugh & Fuller, Kyuchukov, Genesee, Yürüktümen, and Yoors. The study emphasizes that the exclusion of Romani children’s vernacular language from formal education settings contributes to academic alienation and sociocultural invisibility. Recognizing this vernacular as a form of symbolic capital is crucial for inclusive educational policy.
This article argues for pedagogical approaches that value linguistic diversity as a strength rather than a deficit. It also calls for policy-level interventions that incorporate Romani children’s voices, language practices, and cultural heritage into curriculum design, teacher training, and multilingual education initiatives.
By subscribing to E-Newsletter, you can get the latest news to your e-mail.